Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla  
Site içi arama :    
 
      Ana Sayfa   |   Genel Başkan   |   Haberler   |   Duyurular   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 8
Bugün: 69
Toplam: 1.156.046
 


 
Çocukta Kıskançlık-1

Çocukta Kıskançlık-1

 


 

Çocuğun kendisine yönelmesini beklediği sevginin bir başkasına yönelmesi karşısında duyduğu üzüntü, kıskançlıktan ileri gelir. Çocuk ana-babasının kendisinin olmasını ister. Çocuklarda kıskançlık duygusu ana-baba ve kardeşlere yöneliktir.

Kıskançlık, sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamak olduğuna göre, sevginin var olduğu her yere girer. Bu yüzden de insan için tabii bir duygu kabul edilir. Kıskançlıkta bir takım karmaşık duygular rol oynar.

Kıskançlık, beklenen ilgi, sevgi ve şefkati bulamamak olduğuna göre kızma duygusu, gücenme olarak da tarif edilebilir.

Dediğimiz gibi kıskançlığın temelinde, çocuğun anne-babasının yalnızca kendisini sevmesi arzusu yatar. Çünkü anne-babadan çocuğun yaşaması ve iyi olması için gereken her şey gelir: yemek, yuva, sıcaklık, okşamalar, benlik şuuru, değerli olma, özel olma hissi. Çocuğun yeterli ölçüde büyümesini ve yavaş yavaş çevresine hakim olmasını sağlayan, ebeveynin sevgi ve desteğidir.

Kıskançlık hangi sebeplere bağlı olarak ortaya çıkar?

Küçük kardeşin dünyaya gelişi genellikle bir kıskançlık başlangıcıdır. Çeşitli sebepler ve şartlar çocuğun, küçük kardeşini kıskanmasına yol açar. Bir süre evin tek çocuğu olarak kalmış bulunan ilk çocukta, kıskançlık daha güçlü görülür.

İlk çocuk iki yaşından küçükse, yeni bir kardeşin olmasında fazla bir kıskançlık göstermez.

Kardeşler arasındaki farklı özellikleri kıyaslamalar kıskançlığı geliştirir. Özellikle ana-babaların çocukları birbirleriyle kıyaslamaları bu türlü duyguların kötüye gitmesine sebep olmaktadır. Mesela ‘Kardeşin senden küçük olduğu halde uslu ve akıllı. Neden kardeşin gibi değilsin?’ ve benzeri kıyaslamalar kardeşler arasında kıskançlık ve düşmanca duyguların gelişmesine yol açmaktadır. Bu ve benzeri kıyaslamalarla çocuğa yetersizlik ve eksiklik duygusu aşılanacak, kendisinden üstün gördüğü kardeşlerden öç almaya kalkacaktır. Ana-babalar çocuklarının her birini eşit derecede sevip saydıkları ve her çocuğun bir yeri ve değeri olduğu kanaatini samimiyetle gösterebilirse, kardeşler arası davranışlar olumlu gelişir.

Bazı takılmalar da kıskançlığı tahrik eder. Yeni kardeşi olan bir küçüğe ‘Papucun dama atıldı.’ Diye laf atmak, bir misafirin yanına gelmesi istenen ve gelmeyen çocuğa, ‘Öyleyse ben de kardeşini severim.’ Demek bunlardan bazılarıdır. Bu şekil aleyhte kıyaslamalar kıskançlık duygusu besler. Bunlardan kaçınmak gerekir.

Ne yapmalı?

Esasen yeni bir kardeşi dünyaya gelen bir çocuğun kıskançlık pençesine düşme ihtimali kuvvetlidir. Çünkü o güne kadar sadece kendisinin olan ailenin dikkat ve ilgisini şimdi paylaşmak zorunda kalmıştır. Bu ortaklık ona kolayca eskisi kadar sevilmediğini, yeni doğan kardeşin kendine tercih edildiği fikirlerini telkin eder. Bunlarsa doğrudan doğruya kıskançlık duygularını ayaklandırır. Halbuki çocuğun kıskanmadan paylaşmayı ve daha geniş bir topluluk içinde başarıyla yaşayabilmeyi öğrenmesi, sosyalleştirilmesi yönünden büyük önem taşır. Bu yüzden kardeş sahibi olmanın gerektirdiği avantajlar, çocuğun şahsiyetini yıkmak için değil, kuvvetlendirmek için kullanılmalıdır. Bunu da yeni kardeşlerin doğuşuna önceden hazırlamak, abla veya ağabey olacağını, kendine ileride bir oyun arkadaşı geleceğini telkin ederek hazırlamak gerekir.

 

Kaynak: Sağlık Yolu Dergisi, Sayı: 2

 


 
 

 
 
 
 

 

 

 
  2021 © Öğder Adana. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 13.03.2019Tasarım & Kodlama: TekD Web Tasarımı ve İnternet Hizmetleri